Ürküten Birincilik
YAŞAM / 15.4.2018 / Görüntülenme: 184

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) 2017 Uyuşturucu Raporu’na göre, Türkiye sentetik uyuşturucu kullanımı sonucu ölümlerde, Avrupa ülkeleri içinde (AB’ye üye 28 ülke ve Türkiye- Norveç verileri) ilk sırada yer alıyor. Raporda; Yüksek dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle, 2017 yılında 580 kişinin yaşamını yitirdiği Türkiye’nin konumu üç şekilde vurgulanıyor:

- Çok fazla sayıda yakalama gerçekleşti.

- Genç nüfusu ile ciddi bir tüketici pazarı haline geldi.

- Avrupa Birliği, Ortadoğu ve Asya arasında uyuşturucu ticareti rotalarında yer alıyor.

Ölümlerin artmasındaki en büyük etkenin, ucuz ve kolay temin edilmesi bakımından sentetik uyuşturucuların en yaygın kullanılma biçimi bonzai olması gösteriliyor. Ayrıca; 2015’te Türkiye’de, diğer tüm ülkelerin rapor ettiği miktarların toplamından daha büyük miktarda, (5.7 milyon tablete denk gelen) MDMA (Ecstasy) yakalandığı bildiriliyor. Yeşilay Genel Müdürü Savaş Yılmaz ile Sepetçiler Kasrı’ndaki Genel Müdürlük’te buluştuğumuzda, BM’nin Avusturya’daki Uyuşturucu Konferansı’ndan yeni dönmüştü. Yılmaz, konferansta Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadelede örnek gösterilen programlarını ve raporlama çalışmalarını anlattığını söylüyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, yalnızca gümrüklerde bir önceki yıla göre 2017’de 8 kat artışla 26.4 milyon ton uyuşturucu yakalandığını açıklamıştı.

OKULLARDA 20 MİLYON ÖĞRENCİYE ULAŞACAK

Yeşilay’ın İçişleri Bakanlığı bünyesindeki “Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu” nda temsil edildiğini söyleyen Yılmaz, kanıta dayalı bilimsel veriler ışığında; uyuşturucu ve madde bağımlığı ile ilgili mücadelede önleme çalışmalarının öneminin kavrandığını vurguluyor.

Türkiye’de önleme çalışmaları, 2014 yılından beri Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yeşilay işbirliğiyle “Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı” başlatılmıştı.

 

Haziran 2017’den bu yana TBM Eğitim Programı’nın sağlıklı yaşam, tütün, alkol, madde ve teknoloji bağımlılığı alanlarında pedagojik yaklaşımla ve yaş grupları özelinde hazırlanmış eğitim modülleri; 658 formatör ve 28 bin uygulayıcı rehber öğretmen üzerinden, 11 milyon öğrenci ve 2 milyon veliye ulaştı. Hedef bu sayıyı ikiye katlamak… Çocuk ve ergenlerde “Hayır” deme becerilerinin geliştirilip, zararlı alışkanlıkların bağımlılığa dönüşmeden müdahalesini öngören Yeşilay, önümüzdeki 5 yılda “Okulda Bağımlılığa Müdahale (OBM) Programı” ve “Yaşam Becerileri Eğitim Programı”nı da hayata geçirecek. Bu mücadeleyi MEB’in yanı sıra; Milli Savunma Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan protokollerle, farklı hedef kitlelere ulaştırma ve yetişkin eğitimleri ile yaygınlaştırma çalışmaları sürüyor. Türkiye’nin kendine özgü bir rehabilitasyon ekosistemine ihtiyaç duyduğunu saptadıklarını söyleyen Yılmaz, 2013’te Yeşilay’ın tüzüğünde yapılan değişiklikle “rehabilitasyonun” da temel faaliyet alanlarından biri kabul edildiğini belirtiyor.

40 REHABİLİTASYON MERKEZİ AÇILACAK

Rehabilitasyonun önemine işaret eden saptama şu: “Bağımlılık, biopsikososyal bir hastalıktır. Çözümü de biopsikososyal unsurlar içermelidir.”

Bağımlılıkla mücadelede, ağırlıkla tıbbi tedaviye odaklanılmasını eleştiren Yılmaz “Tedavi sonrasında aynı sosyal çevreye geri gönderilen bağımlılar, AMATEM ve ÇAMATEM’ler üzerinde büyük baskı oluşturuyor” diyor. Rehabilitasyon ihtiyacı olan 13 bin hasta bulunduğu tahmin ediliyor. Kamusal detoksifikasyon ve rehabilitasyon merkezleri, AMATEM’ler işbirliğiyle, her yıl ortalama 3 bin 500 hastanın bakımını üstlenen, ilk aşamada 40 merkezin açılması planlanıyor.

AHİLİK MODELİ CANLANDI ‘HOŞ GELDİN EVİ’ KURULDU

Bağımlılıkta yüzde 50’lere varan nüks oranlarını azaltma ve bağımlıları rehabilite edip sosyal hayata kazandırma amacı taşıyan “Türkiye Rehabilitasyon Modeli” hakkında da şu bilgileri veriyor: “Modelde, bireyleri bağımlılığa iten nedenler ve ülkemizin sosyokültürel yapısı doğrultusunda, terapötik topluluk (destekleyici-geliştirici) yaklaşımı esas alındı. Aile, birey ve toplumu merkezine alan model, yüzyıllardır kültürümüzde yer etmiş “Ahilik” yaklaşımı ile çerçevelendirildi. Süreçte bireylerin bir topluluk içerisinde yaşayarak, kendi davranışlarını düzeltme ve geliştirme fırsatı sağlanmalı. Rehabilitasyon sürecini ‘Hoş Geldin Evi’ ile başlatacağız. Buralardan mezun olanlar, 6 aylık ana rehabilitasyon evresine geçirilecek ve terapötik topluluğun bir parçası olup, meslek edinecekler.”

MADDE BAĞIMLILIĞI MÜCADELESİNE İŞKUR DESTEĞİ ARTIYOR

Alkol ve madde bağımlılarına ve yakınlarına ücretsiz danışmanlık hizmeti vermek üzere, 2015 yılında Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YESAM) faaliyete geçti.

İlk aşamada 444 79 75 Danışma Hattı’nı arayanlara hizmet veren birim, 2016 yılında İstanbul’da Üsküdar ce Cerrahpaşa’da; 2017 yılında Şanlıurfa Eyübiye, Başakşehir ve Düzce’de hizmet binalarını tamamladı.

Bağımlıların sosyal hayata uyumunun sağlanması ve mesleki beceriler kazanması için atölye çalışmaları da yürüten YESAM, madde bağımlılığından arındırılan kişileri İŞKUR aracılığı ile işe de yerleştiriyor.

Bağımlılık başlılığı altında mücadele edilen maddeler hukukiliğinden bağımsız olarak ele alınıyor.

Tütün ve alkolü de bu kapsamda değerlendiren Yeşilay; morfin, eroin, kodein, metadon, meperin (opiyatlar); ampetamin, kokain, Ecstasy (uyarıcılar); barbitüratlar, meprobomat, diazem, alkol, akineton, halüsinojenler, bali, tiner, çakmak gazı, yapıştırıcı gibi uçucu maddeler, esrar, marijuana, bonzai ile fensiklidin “bağımlılık” maddeleri arasında anılıyor.

Alkol ve madde bağımlılığının yüzde 50’sinin genlerle, kalanının da kişinin zayıf baş etme becerileri ve çevre etkisi ile açıklanıyor. Örneğin anne-babası bağımlı olan bir çocuğun taşıdığı risk, diğerlerine göre 8 kat artıyor.

 

 

Kaynak:Habertürk

 

Copyright | evrenselgundem.com © 2012 - Sitenin Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır.