Çağa ayak uydururken neleri kaybettik
Songül KARAMAN / 28.7.2018 / Görüntülenme :260

    Medeniyet kavramı sosyal olarak tüm toplumların hayatına girmiştir. Bazı yönleriyle çok sevilip kabul görmüş, bazı yönleriyle eleştirilerek dışlanmaya çalışılmıştır. Peki neden kabul görmüş veya dışlanmış? Bunu anlamak için medeniyetin içeriğinde ne barındırdığını, toplumda fertler biliyor mu? yoksa bazı kesimler öncü olup kendi istedikleri şeyleri mi medeniyet olarak kabullendirmeye çalışıyor… Buna bakmak lazım.

   Medeniyet aslen; insanların kendi yaşadıkları kültürü, dini inanışı, gelenek ve göreneklerini bilmesi demektir. Çünkü medeniyet, kavramı anlam olarak bunları kapsar.

    Günümüzdeyse medeniyet kavramı yerini, çağa ayak uydurmak terimine bırakmış durumda. Bu gelişimi yakalayalım derken kendi kültürümüzü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelebiliyoruz. Başka kesimler yenilikçilik diye kendi yaptıkları şeyleri güzel göstererek, insanları kendilerine çekmeye çalışıyorlar. Peki kabul ettirilmeye çalışılan değerler doğruyu gösteren, güzel, adaletli, mantıklı şeyler mi? yoksa, sadece modern görüntü altına saklanmış saçmalıklar mı? Bunu iyi ayırt etmek gerekiyor.

    Burada insanlığı kurtaracak şey, maneviyat ve insanın aklını mantığını kullanmasıdır. İslam dini öyle mükemmelliğe sahip ki, mantığa, sosyalliğe, tıp bilimlerine, ahlak bilimlerine en güzeli de gönüllere hitap eden donanıma sahip olmasıdır. Kendi dini inancımızı bu çerçeveleri de katarak öğrenir ve çocuklarımıza öğretirsek, başka yönler meyletmeye gerek duyacak boşluklar oluşmaz zaten. Bu dini felesefe ile yetişen bireylerde adalet, ahlak yapısı, merhamet ve vicdan duyguları oturur ve toplum böyle sağlam kişilikli insanlardan oluşur.

      Medeniyetin diğer başkahramanı da teknolojidir. Öyle ki artık günlük hayatta yüz yüze iletişim yok olmuş durumda gelmiştir. Güne başlarken bir selam vermek için telefona sarılır hale geldik. Aynı ortamda ki insanlar bile telefonla iletişim sağlıyor ve buna bağlı olarak da tüm duygularımız sanallaşmış durumda. Mutluluklarımız, hüzünlerimiz sanal ekranlarda boy gösterek hayat buluyor. Ziyaretler, hatır sormalar tarih olmuş durumda. Kültürümüzde ki bayram ziyaretleri bile azalıyor. Bayramlar artık uzun tatillerin olduğu zaman dilimleri gibi görülüyor. İşte bu güzel değerler unutturulmaya çalışılıyor bizlere. Çocuklarımız artık izole bir ortamda büyüyor. Eskiden olduğu gibi mahallelerde neşe içinde koşuşturan, arkadaşlarıyla elindeki yiyeceği paylaşan, ufak şeylerden mutlu olan bir nesil yok artık maalesef. Mutlu olmak için büyük şeyler lazım geliyor. Telefonlar, bilgisayarlar, son model oyuncaklar sunuluyor mutluluk kaynağı olarak. Bu büyükler içinde aynı durumda maalesef. Herkes birilerinin yaptığı ve sahip olduğu şeylerin peşinde. Sanki karşısında ki insandaki özendiği şeyler onda olunca mutlu olacak. İşte çağa uymaktan anlaşılan bu  oldu günümüzde.

  Oysa ki Kuran’ı Kerimi rehber edinirsek, tüm toplumların önüne geçeriz. Çünkü kitabımız tüm çağlara hitap ediyor. Bilim adamlarının çağlardan beri araştırıp buldukları gerçekler, Rabbimiz tarafından Kuran’ı Kerimde bildirilmiştir. Bilim adına buluşlarda İslam’i büyüklerimiz önemli yer tutmuşlardır. Tıp, felsefe, edebiyat, dini ilimler alanında değeri ölçülemeyecek eserler veren büyüklerimiz yabancı kültürlerin bile umut ışığıdır olmuştur. Bu gerçeklerden yabancı birçok bilim adamları kendi eserlerinde bahsederek, İslam’ın üstünlüğünü kabul etmişlerdir.

   Sonuç olarak çağa uyum sağlayacağız diye öz değerleri kaybetme tehlikesinden kurtulmalıyız. Kendi inanç ve kültürümüzü manevi değerlerimizi öğrenelim öğretelim ve yaygınlaştıralım. O zaman en çağdaş ve modern toplumun bizim toplumumuz olacağı gerçeği kaçınılmaz hale gelecektir.

Copyright | evrenselgundem.com © 2012 - Sitenin Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır.